AK Parti’nin 25. Yılında TEKHA Genel Müdürü Solmaz’dan Teşkilatlara Uyarı: “Erdoğan Halkla Yürürken Teşkilatlar Halktan Uzaklaşmamalı”

ANKARA / TEKHA
TEK Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Abdurrahim Solmaz, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 25’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı değerlendirme yazısında, Türkiye’nin çeyrek asırlık dönüşüm sürecini ele alırken parti teşkilatlarına ve milletvekillerine yönelik kritik uyarılarda bulundu.

25 Yıllık Siyasi Yolculuk Ve Büyük Dönüşüm

14 Ağustos 2001 tarihinde başlayan siyasi serüvenin çeyrek asrı geride bıraktığını belirten TEK Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Abdurrahim Solmaz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“14 Ağustos 2001’de başlayan bir siyasi yolculuk bugün çeyrek asrı geride bıraktı. 25 yıl… Bir siyasi hareket için uzun, Türkiye için ise büyük değişimlerin, mücadelelerin, krizlerin ve tarihi dönüm noktalarının yaşandığı önemli bir dönem. AK Parti’nin 25 yıllık siyasi serüvenini değerlendirirken meseleye yalnızca seçim sonuçları veya siyasi başarılar üzerinden bakmanın eksik kalacağı kanaatindeyim. Çünkü bu dönemde Türkiye; ulaşımdan sağlığa, enerjiden savunma sanayiine, teknolojiden dış politikaya kadar bir çok alanda önemli bir dönüşüm yaşadı. Şehir hastaneleri, bölünmüş yollar, köprüler, tüneller, hızlı tren hatları ve havalimanları Türkiye’nin altyapısını değiştirdi. Savunma sanayiinde İHA’lardan SİHA’lara, millî savaş gemilerinden hava savunma sistemlerine kadar atılan adımlar Türkiye’nin kendi imkân ve kabiliyetlerine güvenen bir ülke olma iradesini güçlendirdi. Karadeniz doğal gazı, nükleer enerji yatırımları ve yenilenebilir enerji hamleleri enerji bağımsızlığı yolunda önemli adımlar olurken; Millî Teknoloji Hamlesi, TEKNOFEST kuşağı ve uzay çalışmaları gençlerimizin önüne yeni ufuklar açtı. Ancak bana göre son 25 yılın en önemli başlıklarından biri, Türkiye’nin uluslararası alandaki değişen konumudur.”

Türkiye Artık Masada Sadece Oturmuyor, Masaya Ev Sahipliği Yapıyor

Türkiye’nin dış politikada ulaştığı stratejik konuma değinen Abdurrahim Solmaz, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, dış politikada daha görünür ve daha etkin bir aktör olma iddiasını ortaya koydu. Antalya Diplomasi Forumu bugün dünyanın farklı ülkelerinden devlet ve hükümet başkanlarını, dışişleri bakanlarını, diplomatları, akademisyenleri ve uluslararası kuruluş temsilcilerini Türkiye’de buluşturan önemli bir diplomasi platformuna dönüştü. 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi ise Türkiye’nin ulaştığı diplomatik ve stratejik konumu göstermesi bakımından ayrıca önemliydi. Dünya liderlerinin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde buluşması; güvenlikten ulaşıma, diplomasiden protokole, koordinasyondan misafirperverliğe kadar böylesine büyük bir organizasyonun başarıyla gerçekleştirilmesi Türkiye’nin devlet kapasitesinin göstergesiydi. Türkiye artık başkalarının kurduğu masalarda kendisine yer arayan değil; gerektiğinde o masaların kurulduğu, dünyanın önemli meselelerinin konuşulduğu ülkelerden biri olma yolunda ilerliyor. Bunun arkasında ciddi bir siyasi irade, diplomatik tecrübe ve yıllara dayanan mücadele bulunmaktadır.”

Mazlumun Yanında Olmak Bir Siyasi Tercihten Fazlasıdır

Türkiye’nin uluslararası arenada mazlumların sesi olduğunu ifade eden Solmaz, açıklamasında şu hususlara dikkat çekti:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi hayatında dikkat çeken en önemli özelliklerden biri de dünyanın farklı coğrafyalarındaki mazlum ve mağdurların meselelerini uluslararası platformlarda gündeme taşımasıdır. Filistin’den Afrika’ya, Balkanlar’dan Asya’ya kadar Türkiye’den umut bekleyen insanların bulunduğunu unutmamalıyız. Güçlü Türkiye yalnızca kendi vatandaşlarının refahı için değil, gönül coğrafyamızdaki insanların geleceği açısından da önemlidir. İslam ülkeleri arasında dayanışmanın, savunma ve güvenlik iş birliğinin geliştirilmesine yönelik her ciddi girişimi de bu nedenle önemli görüyorum. Türkiye’nin savunma sanayii birikiminin, diplomatik tecrübesinin ve stratejik kapasitesinin dost ve kardeş ülkelerle kurulacak iş birliklerine katkı sağlaması, geleceğin dünyasında ülkemize çok daha farklı bir konum kazandırabilir.”

Erdoğan’ın En Büyük Gücü Halkla Kurduğu Bağdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi liderliğinin temel kaynağını analiz eden Abdurrahim Solmaz, şu alıntıları aktardı:
“Burada özellikle üzerinde durmak istediğim bir husus var. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi başarısını yalnızca yapılan yollarla, köprülerle, hastanelerle, savunma sanayii projeleriyle veya diplomatik başarılarla açıklamak yeterli değildir. Erdoğan’ın en önemli siyasi gücü milletle kurduğu doğrudan bağdır. Yıllardır halkın içinde oldu. Vatandaşı dinledi. Sokağa çıktı. Esnafın kapısını çaldı. Mazlumun, mağdurun, kimsesizin yanında durmaya çalıştı. Milletin derdini devletin meselesi olarak gördü. Halktan, haktan ve hukuktan yana ortaya koyduğu duruş; milletin değerlerine, vatanına, bayrağına ve mukaddesatına sahip çıkması, onu toplumun geniş kesimlerinin nazarında güçlü kılan temel unsurlardan biri oldu. İnanıyorum ki hakkı ve adaleti gözettiği, mazlumun yanında durduğu ve milletle gönül bağını koruduğu müddetçe bu güç devam edecektir inşallah.”

Peki Teşkilatlar Cumhurbaşkanımızın Bu Anlayışını Ne Kadar Taşıyor?

Teşkilatlar ile vatandaş arasındaki kopukluk iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Solmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İşte bugün AK Parti’nin 25. yılında konuşmamız gereken meselelerden biri de budur. Cumhurbaşkanı Erdoğan halkın içerisinde olmaya, vatandaşın sesini dinlemeye çalışırken bazı AK Parti teşkilat yöneticilerinin ve bazı milletvekillerinin giderek halktan uzaklaştığı yönünde ciddi bir kanaat oluştuğunu görmezden gelemeyiz. Bu eleştiriyi AK Parti’ye zarar vermek için değil, tam tersine milletle arasındaki bağın daha da güçlenmesi gerektiğine inandığım için ifade ediyorum. Vatandaşın milletvekiline, teşkilat yöneticisine veya yetkili makamdaki kişiye ulaşabilmek için araya insanlar koymak zorunda kaldığı bir siyaset anlayışı doğru değildir. Daha da düşündürücü olanı; vatandaşın derdini anlatmak istediği seçilmiş veya atanmış kişiye ulaşamadığı, onun yerine zaman zaman danışmanlarla, yakın çevresiyle, hatta aile fertleriyle muhatap olmak zorunda kaldığı yönündeki şikâyetlerdir. Makamın sahibi millet adına orada oturuyorsa, millet o kapıya geldiğinde karşısında muhatabını bulabilmelidir. Vatandaşın derdini danışman dinleyebilir, yardımcı dinleyebilir; ancak milletvekili veya teşkilat yöneticisi vatandaşla arasına aşılmaz duvarlar koymamalıdır. Çünkü siyaset koltukta oturma sanatı değildir. Siyaset insanın gönlüne dokunma işidir.”

Vatandaş Fotoğraf Değil, Çözüm Bekliyor

Vatandaşın siyasetçilerden beklentilerini dile getiren Solmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün bazı yerlerde vatandaşın en önemli şikâyeti şudur: ‘Seçim zamanı herkes yanımızda, seçim bittikten sonra kimseye ulaşamıyoruz.’ Bu cümle küçümsenmemelidir. Vatandaş yalnızca düğününde, cenazesinde veya toplu programlarda hatırlanmak istemiyor. İşsiz kaldığında, haksızlığa uğradığını düşündüğünde, bürokraside çıkmaza girdiğinde, mahallesinin veya şehrinin bir problemi olduğunda da karşısında kendisini dinleyen siyasetçiyi görmek istiyor. Elbette her talebin karşılanması mümkün değildir. Her isteyen işe yerleştirilemez, her problem tek telefonla çözülemez. Ancak her vatandaş dinlenebilir, kendisine açıklama yapılabilir ve devletin imkânları ölçüsünde doğru yere yönlendirilebilir. İnsanların en büyük beklentilerinden biri kendilerine değer verildiğini hissetmektir. Vatandaşla görüşmeyen, telefonlara dönmeyen, kapısına gelen insanı sürekli danışmanlara yönlendiren bir siyaset anlayışı zaman içerisinde milletle siyaset arasındaki gönül bağını zayıflatır.”

Erdoğan’ın Siyasi Tecrübesinden Önce Teşkilatlar Ders Çıkarmalı

Siyasi kadroların halkla sahada bütünleşmesi gerektiğinin altını çizen Solmaz, açıklamasına şöyle devam etti:
“AK Parti’nin 25 yıllık siyasi tecrübesinin bana göre en önemli derslerinden biri şudur: Milletle bağını koruyan ayakta kalır, milletten uzaklaşan kaybeder. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllardır meydanlarda söylediği ‘Biz milletin efendisi değil, hizmetkârıyız’ anlayışı sadece kürsülerde tekrarlanacak bir söz olmamalıdır. Milletvekilleri, belediye başkanları, il başkanları, ilçe başkanları ve bütün teşkilat yöneticileri bunu günlük siyasi hayatlarının merkezine koymalıdır. Makamlar gelip geçicidir. Koltuklar emanettir. Asıl olan milletin gönlünde bırakılan izdir. AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünde geçmişte yapılan hizmetleri gururla anlatırken eksikleri konuşmaktan da çekinmemeliyiz. Çünkü güçlü siyasi hareketler eleştiriden korkmaz; eleştiriden ders çıkarır. Sayın Cumhurbaşkanımızın gece gündüz demeden Türkiye için ortaya koyduğu mücadeleye en büyük destek, onun fotoğrafını makam odasına asmak değil, onun yıllardır kurmaya çalıştığı millet-devlet bağını sahada yaşatmaktır. Vatandaşın kapısını çalın. Telefonunu açın. Esnafın çayını için. Köylünün sofrasına oturun. Gencin derdini dinleyin. İşsiz vatandaşın gözünün içine bakın. Bir talebi çözemiyorsanız dahi neden çözemediğinizi anlatın. Çünkü bu millet kendisine samimiyetle yaklaşanı unutmaz.”

25. Yılda Yeni Bir Muhasebe Zamanı

25’inci yılın aynı zamanda bir özeleştiri dönemi olması gerektiğini belirten TEK Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Abdurrahim Solmaz, açıklamasını şu cümlelerle tamamladı:

“AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünü kutlarken Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Türkiye’nin kalkınmasına, büyümesine ve güçlenmesine katkı sağlayanHerkese teşekkür etmek gerekir. Ancak 25 yıl sadece kutlama değil, aynı zamanda muhasebe zamanıdır. Türkiye’nin önünde daha büyük hedefler var. Daha güçlü ekonomi, daha güçlü savunma sanayii, daha etkin diplomasi, daha adil bir hukuk düzeni, daha müreffeh şehirler ve geleceğe güvenle bakan gençler için yapılacak çok işimiz bulunuyor. Bütün bunların merkezinde ise insan vardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıllardır güçlü kılan en önemli unsurlardan biri milletle kurduğu bağ, mazlum ve mağdurun yanında durma iradesi ve halktan kopmamaya gösterdiği gayrettir. AK Parti teşkilatları ve milletvekilleri de aynı anlayışı sahaya yansıtmalıdır. Erdoğan halkla yürürken teşkilatlar halktan uzaklaşmamalıdır. Çünkü siyaset millet için yapılır. Millet yoksa makamın, koltuğun ve unvanın hiçbir anlamı yoktur. AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünün ülkemize, milletimize ve demokrasi hayatımıza hayırlı olmasını diliyorum. Nice yıllara, nice hizmetlere… Ama her şeyden önce yeniden ve daha güçlü şekilde milletle omuz omuza.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu